Pages

22 Haziran 2013 Cumartesi

Suskunluklar...

Gönderen Nifusu zaman: 21:34 0 yorum
En çok suskunluklar canımı yaktı benim
Cadde ağzında dumanı tüten bir cigara gibi.
Anlamadım suskunlukların failli, şahitli,
Ulu orta çırılçıplak cinayetlerini.

Kanayan soluğumun düşü sandım 
Katillerin pervasız ayak izlerini.
Saklandım bir serçenin bakışından,
Rüzgarın fütursuz akışından.

Suskunluklar
Bir damla gibi süzülürken kıvrımlı yataklarından
Huzurlu, sakin ve dingin...
Başlangıcı olduklarından habersizlerdi
Zihnimdeki tarifsiz depremlerin.

Büyürdü hiç durmadan içimdeki karanlıklar 
Ve tılsımlı bukleli mürdüm korkular,
Büyüdükçe ana rahminde
Yetim kalmış masum suskunluklar.

Hayattaki ilk ve beceriksiz adımlarımlarımla 
Kaçmaya çalışırken ben suskunluklardan
Kızmış bir kovan dolusu arı gibi
Sokmasalardı beni  yumuk ayaklarımdan
Korkmazdım anlık suskunluklardan...

Hatta susmasaydı ölenler sonsuza kadar
Severdim inan suskunlukları
Sevdiğim kadar babamın hayata attığı çelmeleri








1 Haziran 2013 Cumartesi

Gezi Parkı

Gönderen Nifusu zaman: 22:38 0 yorum

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Gönderen Nifusu zaman: 16:36 0 yorum

26 Mayıs 2013 Pazar

Hecesiz

Gönderen Nifusu zaman: 01:27 0 yorum
Hecesi yok bu kentin
Her sokak sessiz, her köşe ıssız

Kentte, gözyaşı kokusu var biraz…
Bir lanet gibi sinmiş maskelilerin isi.
Biraz yapışık, apışık bir hava,
Ayrılık mavisi bir dirhem gök…

Üfürüp uçurmuş penceremizde asılı yıldızları
Gecenin karanlık sızılı yüzlü çocukları…
Ve anneler yastık altlarına saklamış
Sıcacık taze ekmeklerden artakalan mutlulukları
Biriksin diye teli kopmuş günlerimiz için…

Bilemem bu sebepten midir
Çetrefilli yavan geçmişlerimiz,
İstisnasız her akşam kapı ağzında
Elma şekeri bisikletlileri bekleyişlerimiz?

Tercihen kalabalık gürültülü yalnızlıklar değildi
Suda yüzen kağıttan kayıklarımıza bakarken düşlediğimiz.
Ve yüzümüzdeki parçalı bulutlu ifadeden belliydi
Musalla taşında unutulmuş bu kenti sevmediğimiz.

Kitap aralarına pervasızca serilmiş
İki satırlık acemi şiirler gibiydi dostluklar,
Silik ve karalanmış bu saman sarısı kentin
Cılız hasta lambalar ile aydınlatılmış çıkmaz sokaklarında.

Üşüyordu işte üşenmez arsız sarmaşıklar
Düşerken nifak tohumları balkonlarda asılı saksılara
Ve günah ile sevap aynı anda yükseliyordu
Bacaları cilveli kurumlarla dolmuş çatılardan.

Gülücükler vefasız bir evlat gibi
İncecik bir yoldan yüreğimizi terk ederken
Kaybetti bu şehir dolgun pembe dudaklarını
Bir kumar masasının keskin sırtı üstünde.

Ve hepimiz geçmiş kuşakların
Köprü altı küfürlü bilgeliğiyle anladık:
Hecesi yok bu kentin...
Dili yok, dimağı yok…
Dünü çok… Yarını yok.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Hükmümün Geçmediği Yarın

Gönderen Nifusu zaman: 21:18 0 yorum
Kaldırmıyor artık yüreğim
Bir hayalin daha cesedini taşımanın acısını.
Yüküm ağır… Yüküm doğmadan ölen yarınlarım…
Bitti, ne mutlu size bitti artık umutlarım,
Ve seyyah oldu yüzümde gözyaşlarım.

Diyorlar ki üzülme, güneş yeniden doğacak,
Yarın yeniden olacak…

Güneş yeniden doğacakmış!..
Yarın yeniden olacakmış!..
Kıvrılıyor alaycı yukarı doğru dudak uçlarım…
Onlar değil ki benim yarınlarım…

Size kalsın yeniden doğan güneş,
Size kalsın hükmümün geçmediği yarın…

Gömün beni aguşuna yarınımın canına kıyanların.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

REYHANLI

Gönderen Nifusu zaman: 02:23 2 yorum
Şiir yazmak kolay mı sanıyorsun
Kömürleşmişken Reyhanlı'da hayat?
Boğazımıza kadar kana batmışken
Hangi tümce neye yarar?

Kol, bacak, kafa, el...
Evlat, ana, baba, kardeş...
Can yağmışken kalemime liğme liğme
Şiir yazmak...
Hem de kanlı kelimelerle
Hem de kanlı ampulün ışığı altında!
...........................................................

Çocuklar benden mavi bir gökyüzü beklerken
Kalemim saatlerdir aynı noktada
Kararsız, kadersiz, düşünemez halde...
Suçlu...

Reyhanlı parçalandı, yandı, öldü...
Kara taşa oturup 
Kara kara düşünürken sağ kalanlar
İnsanlıktan nasibini almayanlar
Kanlı mendilleriyle, henüz soğumamış naaşlarımıza
Basa basa oynadılar.

Ve döverken daha analarımız bağırlarını
Sürüden ayrılıp da sorgulayanlar yalanlarını...
Tutuklandılar.

Çocuklar benden mavi bir gökyüzü beklerken
Ben onlara bir yürek dolusu Reyhanlı yazıyorum...

Kaldı ki...
Şiir yazmak kolay mı sanıyorsun
Reyhanlı kana bulanmışken
"Elim bir olay yaşandı,
bu da düğünümüzün tadını kaçırdı"
diyenlerle aynı ülkede yaşarken?

Kol, bacak, kafa, el...
Evlat, ana, baba, kardeş...
Can yağmışken kalemime liğme liğme
Şiir yazmak...
Hem de kanlı kelimelerle
Hem de kanlı ampulün ışığı altında!





10 Mayıs 2013 Cuma

"Anne"

Gönderen Nifusu zaman: 22:30 0 yorum

 

Nifusu Copyright © 2011 Design by Ipietoon Blogger Template | web hosting